Skip to content
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa arrow Ali ÇELİK arrow KARGALI KÖYÜ SAMAHLARI(1.Bölüm)
KARGALI KÖYÜ SAMAHLARI(1.Bölüm) Yazdır E-posta

T. C.

EGE ÜNİVERSİTESİ

DEVLET TÜRK MUSİKİSİ KONSERVATUARI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BURDUR KARGALI KÖYÜ SEMAHLARİ

 

BİTİRME ÖDEVİ

 

(LİSANS TEZİ)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ALİ ÇELİK

Temel Bilimler – 4

 

DANIŞMAN

 

GANİ PEKŞEN

 

Ağustos 1994

 

 

 

ÖNSÖZ

 

Alevilik hakkında cok az yazılan ve bu yazılarında bir çoğu doğru bilgilerden çok kulaktan dolma, ön yargı, eksik ya da yanlış bilgilerden ibarettir.

 

Bu konuyu seçmemdeki amaç; bilinen konulara yeni bilgilerin eklenmesinin yanında bu konu hakkındaki eksikliği gidermektir. Çalışmamda , Anadolu’muzun değişik yörelerinde bir takım törenlerde ibadet olarak kullanılan semahları, yaşama sekli ve adetlerini konu olarak ele alalım. Araştırmayı, konuya çok hassas ve dikkatli yaklaşılması gerektiği inancıyla yaptım.

 

Değişik ve zengin bir kültüre sahip olan bu toplumun Halk bilimine büyük katkısının olacağı inancını taşıyorum"

 

Bu çalışmamda bana destek olan, yardımlarını esirgemeyen Sayın Gani PEKŞEN'e teşekkür ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GİRİŞ

 

İnsanlar varolduğundan beri yaşama savaşı vermişlerdir.Bu ilk dönemlerde doğa ve hayvanlarla devam ederken daha sonraları insanlar, malesef birbirleriyle savaşmaya başlamışlardır. İnsanların birbirleriyle olan kavgası benlik duygularınrn yayılması, başta olan ekonomik sıkıntının verdiği sebeplerdir.

 

İşte milyonlarca insanın ölümüne neden olan önemli olaylardan biriside müslüman topluluklarda ortaya çıkan “Alevilik” ve “Sünnilik” olgusudur.632 yılında Hz. Muhammed’in ölümüyle birlikte ortaya çıkan halifelik kavgası bu olgunun temel sebebini oluşturmuştur. 1462 yıl önce ortaya çıkan bu kavga günümüze kadar gelmiş, değişik boyutlara ulaşmış ve hala aydınlığa kavuşmamıştır.

 

Araştırmacılar ''Alevilik" konusuna bir folklor malzemesi olarak yaklaşmışlar. Onu yaşayan bir olgu olarak görmek yerine geçmişte kalan biraz renkli bir folklor malzemesi saydılar. Yüzyıllar süren baskılar kıyımlar yüzünden Anadolu aleviliği içe kapalı bir yapı kazanmıştır.

Araştırmacıların ellerinde yeterli malzeme bulunmadığından değerlendirmeleri eksik olmuştur.

 

Aleviliğin en önemli yol kurallarından biri olan "Takıyye” olgusunu bilmeyen araştırmacılar yanlış değerlendirmeler yapmak durumuna düştüler.Takiyye( Gizlilik) alevilere yönelik kırım ve baskılar sonucunda doğmuş bir savunma biçimidir. Aleviliğin kurallarını ve bilgisini sünnilere açmama ve kendisini gizleme" olarak açıklayabileceğimiz takiyye gereği geçmişte alevilik hakkında doğru dürüst bilgi edinme olanağı olmamıştır.

 

Toplumun siyasal yapısı alevilerin sorunlarını gündeme getirmeyi şimdiye kadar engellemiştir. Bu konunun araştırılmasında öncelikle yazarların ve tüm insanların ön yargısız, objektif bakmalarının bu konuya yeni bir bakış kazandıracağı kanısındayım.

1

BÖLÜM: 1

 

KÖYÜN TARİHİ VE COĞRAFİ DURUMU

 

1.A) KÖYÜN TARİHÇESİ

 

Köyün adı, köy kenarında bulunan küçük bir gölün kıyısında bulunan “Kargı” dediğimiz uzun ve geniş yapraklı bir bitkiden meydana gelmektedir.Yani gölün kıyısında bol miktarda bulunan kargı denen bitkinin bulunması köye adını vermeye yeterli gerekçe olabilmiştir.Köyn geçmişteki asıl ismi Kargılı Köyü iken şimdiki ismi “Kargalı Köyü” olarak değişmiştir.

 

Köyün yerleşimi 1950 yıllarına dayanmaktadır.Önceden köyde yerler parsellenmiş köy ağaları oturmaktaydı.O dönemlerde göçebe olarak yaşayan köy halkı yerleşk düzene geçmek için köy ağalarından toprak satın alarak ağır ağır yerleşik düzene geçmeye başlamışlardır.1955-60’lara doğru tam bir yerleşik düzene geçebilmişlerdir.

 

Köyün batı kısmında komşu olan Hisarardı Köyü bulunmaktadır.Doğu kısmında köyün bağlı olduğu Gölhisar İlçesi yer almaktadır.Kuzeyi dağlık, güneyi ise açık düz ovadır.

 

1.B) KÖYÜN NÜFUSU ve HANE SAYISI

 

Köyün asıl nüfusu bin kişiyi bulmaktadır.Fakat dıarıya göç olayı yoğunlaştığından ötürü köyün şu andaki nüfusu yaklaşık beşyüz-altıyüz kişi adardır.Köyde seksen hane bulunmaktadır.

 

1.C) KÖYÜN EKONOMİ ve GEÇİM KAYNAĞI

 

Köyün eski yıllardaki geçim kaynağı ormanda çalışarak sağlanıyordu.Fakat, yerleşik düzene geçilmesinden bu yana büyük çoğunluğu tarımla uğraşmaktadır.Tahıl ürünleri, pancar, anason vs.ürünleri yetiştirilip satılıyor.

 

BÖLÜM:2

ALEVİ TARİKATLARI

İslam alemindeki ayrılık Hz.Muhammed’in ölümü ile meydana gelen hilafet ve imamet meselesinden doğmuştur.Bu hilafet yüzünden Müslümanlar büyük bir grup olarak Sünni ve alevi diye ikiye bölünürler.Böylece aleviler üç fırkaya ayrıldılar.

1-Şiiler

2-Kızılbaşlar

3-Bektaşiler

Şiiler, İran Alevileridir.Kızılbaşlar ise bir kısım Türkmenlerdir.Bektaşiler ise şehir Alevileridir.Anadolu halkı “Türk, Türkmen ,Yörük” diye üç namda yad edilmektedir.Fakat, bu üç kelime kök itibariyle “Oğuz” Türklerinin adıdır.Türk adı Oğuzların bir adı (Oymağı) olduğu halde Araplar, Türkçe konuşan bütün Oğuzlara bu adı vermişlerdir.

Anadolu’da Yörük olarak yetişen Türkmen oymaklarının bir kısmı alevidir.

Anadolu Kızılbş,Bektaşi,Hurufi, namlarındaki Alevilerin sayısı yaklaşık sekiz milyondur.Birbirlerine töre ile pek bağlıdırlar.Öz Türkçeyi muhafaza etmişler türkülerini, nefeslerini Türkçe yazmışlar, Osmanlıca değil Türkçe konuşmuşlardır.Anadolu Alevilerinin İran Şiileriyle katiyen bir yakınlıkları yoktur.

Aleviliğin Anadolu’da yayılışı Kırşehir,Ankara,Sivas, Diyarbakır,Mersin, Dersim, Erzurum ve Kars’a kadar dayanmaktadır.Güneyde Toroslardan Antalya’ya oradan da Çanakkale’ye kadar uzanır.Buradaki Tahtacılar adını almaktadırlar.Bunların hepsi tamamen Türklerdir.

 

2.1)ALEVİLİK

Halife Ali’ye bağlı olanların mezhebidir.Halifeliğin peygamberden sona Ali ve onun Fatma’dan doğma oğullarına geçmesi gerektiğini savunur.

Alevilik kavramı “Şia” dan daha geniş kapsamlıdır.Aleviliğin içine yalnızca şii mezhepleri değil bütün “Batıni” mezhep tarikatları girer.

Aleviliğin ortaya çıkışı Hz.Muhammet’in ölümü(632) ile başlar.Hz.Muhammet sağlığında amcasının oğlu ve damadı Ali’yi çok sever ve onu kendisine en yakın kişi olarak görürdü.Peygamberin Ali’ye olan sevgi ve güvenini belirleyen hadislerden birisi; “Ben kimin efendisiysem Ali’de onun efendisidir.Ali benimle baş gibidir.”

 

Peygamberin ölümünden sonra kimin halife olacağı konusunda Müslümanlar ikiye ayrıldılar.Bir kısmı Hz.Muhammed’in soyundan geldiği onun damadı olduğu için Ali’nin halife olması gerektiğini öne sürdüler.Karşı grupta olanlar ise Ebu Bekir’i tutuyorlardı.

 

Ebu Bekir ve Ömer’in yaptığı halifeliğin ardından Osman halife oldu.Osman öldürülünce bundan , Osman yanlıları Ali’yi soruml tuttular.Bundan sonra Ali’nin halife seçilmesiyle (656) Müslümanlar arasındaki ikilik giderek arttı.Muaviye’nin Ali ile çekişmesi Müslümanlar arasında siyasal nitelikli üç grup ortaya çıktı: Şia-Ali (Aleviler), Şia-i Osman (osman’ın yandaşları) ve hariciler.Ali’nin bir harici tarafından öldürülmesi, gruplar arasındaki çekişmeyi büsbütün artırdı.Şia-i Ali Şia, Şiilik,Aleviye, Alevilik adlarıyla genişleyerek güçlendi.

 

Önceleri siyasal nitelikli olan alevlik inancına, giderek bazı düşünce ve felsefe ilkeleri de eklendi.Kurandaki ayetlerin anlamlarının ardında gizli anlamlar olduğu ve bunları yalnızca imamın bileceği savunuldu.Bu görüşe “Batınilik” adı verildi.

 

Alevilik, zamanla Arap yarımadasından,Suriye ve Irak’tan, Hindistan,Mısır,Kuzey Afrika, Gana,İran, Orta Asya ve Anadolu’ya kadar çok geniş bir alanda yayıldı.

 

Türkiye’de Alevilik İslamlığın kabul edilişiyle(X.yy) birlikte Türkler arasında Alevilik İslamlık öncesi eski Türk inançlarından ilkeler alarak yayıldı.Horasan ve Anadolu’da iyice genişledi.Alevi Töresi “Eline, beline ,diline” sahip olmak ilkesiyle belirlenir.Alevilikteki yedi farz şunlardır: Sır saklamak, müritlerle birlikte olmak,Yalan söylememek,hizmet etmek, mürebbiye itaat etmek, müsahibi gözetmek.

 

Üç sünnet ise şunlardır: Tevhid sözcüğünü dilden düşürmemek, kibirlenmemek, düşman olup kin tutmamak.

 

Alevilikte,ocak, temel yöntem birimdir.Ocak başındaki Şeyh ya da Dede, ocakzadedir.Ve peygamber soyundan gelir.Ocaktaki dereceler büyükten küçüğe doğru şunlardır: Halife,dede,mürebbi (dedenin vekilidir), rehber(ayin işlerini görür), müsahip (ayinle ocağa alınacak olanın yanında bulunur),talip (ocağa girmemiş alevi)

 

Hüseyin’in Kerbela’da öldürülüşün anmak için aleviler her yıl Muharrem ayında 12 gün oruç tutar.Bu yas süresi içinde et yenilmez, su içilmez.Alevi topluluklarda kadınların saygın bir yeri vardır.Kaç-göç, tesettür,birden fazla kadınla evlilik geleneği yoktur.Alevilikte dedeler sorgu ayinleri de yaparlar.Bu ayinde müsahip kavline girmiş olanlar bir yıl içinde işledikleri kabahatları, suçları , dertleri dedeye anlatırlar.Dede, gerekli öğütleri verir,yol gösterir, gerekirse ceza verir.Bu bir tür afarozdur.Cezayı uygulayanlara “düşkün” denir.Düşkünler ceza süresi bitinceye kadar ayini ceme katılamazlar.

 

2-1.a) TAHTACILAR

YANIN YATIR OCAĞI

Anadolu’da yaşayan Alevilerin bir kolunada “Tahtacı” adı verilmektedir.Tahtacıların büyük bir kısmı (Ağaç eri) adını taşıyan Yörük Türkmenlerindendir.Çadırlarda yaşayıp sürüleriylede bilhassa ormanlarda kerestecilikle geçimlerini temin etmektedirler.Tahtacı isminin onlara verilmesinin nedeni tahta işi ile uğraşıp, geçimlerini bu işten sağlamalarıdır.Bunlar öz Türkçe konuşurlar.Tahtacıların bir kısmı Antalya’yı kuşatan Beydağları ile Ege Bölgesi, Balıkesir ve Çanakkale taraflarında yaşarlar.Balıkesir’den itibaren Ardahan’a kadar da Yörük aşiretlerinden “Çepniler” yaşamaktadır.

 

Çepniler ile tahtacılar diğer Alevilerden fark arzetmektedirler.Bunların ayrı ayrı pirleri ve ocakları vardır.Tahtacıların pirleri “Yanın Yatırdır.” Bupirin ocağı İzmir-Narlıdere Köyündedir.Bu pirin atasıda “Dur Hasan Dede”dir.Tahtacılar Horasan’dan Anadolu’ya gelmişlerdir.

 

Tahtacıların Anadolu’da (yürm bin) hane ve nüfuslarıda yüzbinden fazla olduğu söylenmektedir.Tahtacıların Silifke ve Anamur taraflarında yerleşmiş aşiretleri; Çaylak,Evci ve Şehepli aşiretleridir.

 

Silifkede birde “Çobanlı Oymağı” vardır.Mut’ta Yenibahçe köyünde Zop mevkinde Tahtacılar bulunmaktadır.

 

Tahtacılar kendilerine Türkmen derler. Türkçeden başka dil bilmezler.Adet ve göreneklerine pek bağlıdırlar.Kadınları kilim, halı ve aba dokurlar.Erkekleri de kerestecidir.Çalışkan ve Ahlaklı insanlardır.İçki alemini severler.Ve aralarında kuvvetli saz şairleri vardır.

 

Erkekleri kısa potur giyerler.İş zamanı siyah gömleklerini giymektedirler.Kadınlar üç etekli entari, başlarına da Yörükler gibi kalın bir üslük bağlarlar.Alınları ise daima üç sıra altınlıdır.Göğüslerine ayrıca göğüslük giyerler.Entarelerinin üstüne “ibil” denilen atlas kumaştan kısa bir hırka giyerler.Bellerinede Trablus kuşağı sararlar.Başlarından çenelerine doğru beyaz bir bezden “bükme” sarmak adetleridir.Türkmenlerin başlıklarına “Zopina” derler.Üçeteklerinin üzerine giydikleri saltayada “Fermene” adı verilmektedir.

 

Tahtacılar “Yanın Yatır Ocağı” ile “Hacı Emirli Ocağı na bağlıdırlar.Yanın yatır ocağının 12 oymağı, Hacı Emirlinin ise üç oymağı hala Anadolu’da yaşamaktadır.

Anadoluya yayılmış olan Tahtacı Aşiretleri Şunlardır:

1) Çobanlı Oymağı: Merkezleri Narlıdere’dir.İzmir yöresindeki Uzundere,Narlıdere,Seydiköy,Cuma Ovası, Tepe Köy, Urla’ya bağlı Bademli köylerinde yaşayan Tahtacılardır.

2)Çaylak Oymağı:Tahtacıların en büyük oymağı bunlardır.Hacı Emirli ocağına bağlıdırlar.

3)Sivri Külahlı Oymağı: İzmir Dağlarında Kemalpaşa’da ve Urla taraflarında yaşamaktadırlar.

4) Cingöz Oymağı:Turgutlu,Kemalpaşa kazası yöresinde, Menemen ve Bergama köylerinde bulunmaktadır.

5)Üsküdarlı Oymağı: Bu tahtacılar “Eseli” Oymağından ayrılarak Rumeline geçerlerdi.

6)Eseli Oymağı: Fethiye kazasının dağlık bölgesinde çadırlı olarak yaşamaktadırlar.

7)Ala Abalı Oymağı: Dur Hasan, Haçin köylerinde yaşarlar.Yanın yatır ocağına bağlıdırlar.

8)Çiçili Oymağı:Çanakkale civarında yaşamaktadırlar.

9Mazıcı Oymağı: Yanın yatır oymağına bağlı olan bu Tahtacılarda Çanakkale dağlarında yaşarlar.

10)Kayalı Oymağı:Balıkesir ve Bergama da yaşarlar.Burada ayrıca Çepnilerde bulunur.

11)Gökçeli Oymağı:Adana yöresi ile Akhisarda yaşamaktadırlar.Yanın Yatır ocağına bağlıdırlar.

12)Nacarlı Oymağı:İzmir civarında yaşamaktadırlar.Anadolu’nun eski bir Türk ocağıdır.

 

Hacı Emirli Ocağı Oymakları şunlardır:

1) Şehepli Oymağı: Kalabalık oldukları bölge Reşadiye’dir.Pozantı ve Antalya’da çokturlar.

2)Kabakçı Oymağı: Islahiye civarında,bir kısmı da Denizli dağlarında yaşarlar.

3)Aydınlı Oymağı: Hacı Emirli Ocağı’na mensup bu Tahtacılar’da Adana bölgesinde yaşamaktadırlar.

 

Tahtacıların dedelerinden biri olan “Hızır Dede” Narlıdere’de ikamet etmiş ve burada vefat etmiştir.Mezarı oradadır.O tarihten itibaren Yanın Yatır Oğulları Narlıdere’ye yerleşmişlerdir.Narlıdere’nin en eski Tahtacı aileleri: Hindi Abdal” , “Dana Baş” , “Aşıklar” , “Tomak”tır.

Anadolu Alevilerinin merasim, ayin ve adetleri Tahtacılarda da mevcuttur.Bunların obalarına dedeler gelir, onu merasimle karşılarlar.Gece ayin-i manasına alınmaktadır.Tahtacılarda üç esas vardır: Sohbet, Dernek, Cem’dir.

Sohbet,Cuma ve Pazartesi geceleri yapılan toplantıdır.Bu gece sazlar çalar,nefesler okunur.Canlar töğbe istiğfar ederler.Sohbetlerde kadınlar da bulunur.Kadın erkek beraberce raks eder.İçki de içilir.

Dernek ise sohbetin daha büyüğüdür.Kutlu günlerde daha kalabalık olarak icra edilir.Bu gecede saz dem ve raks vardır.Dernek resmi ve umumi bir merasim şeklidir.

Ayin-i Cemden çıkan talipler “Ölmeden ölmek sırrına” vakıf olurlar.

 

TAHTACILARDA SARI KIZ EFSANESİ

Tahtacılarda Sarı Kız efsanesi yaşamaktadır.Bu efsanenin en güzeli Edremit Körfezini kuşatan Kaz Dağı eteklerinde Tahtacı Türkmenleri arasında yaşamaktadır.Büyük skender de burada İran ordularını yenmiştir.Sarı Kız efsanesine göre: Hazret_i Ali’nin eşi Fatma’nın Hasan, Hüseyin adındaki oğullarından başka Kabe’ye bir nur şeklinde düşen bir de kızı varmış.İşte bu kız Sarı Kız veya Sarı Sultan’dır.Eşi de Selman-ı Farisi imiş.Bu efsaneyi Kaz Dağı alevileri şu şekilde bir nefes ile belirtmektedirler.

Hey kurbanın olam Zülfikar Ali/ Sen yarattn yeri göğü ezeli/ Dünya görmemiş böyle güzeli/Hey kurbanın olam Zülfikar Ali

Fatma nurundan Kabe’ye dşen/Mevla nefesinden süzülüp geçen/Sarı kız elinden doldurup içen Hey kurbanın olam Zülfikar Ali

Yayın Tarihi:27 Mayıs 2013


4961 kişi tarafından okundu

 

 

 

 


 

Kargalı Köyü Derneği

Duyurular

DERNEK ÜYELİK AİDATINI ÖDEMEYENLER ÜYELİKTEN ÇIKARILACAKTIR  Dernek Üyelik aidatını ödemeyenlerin çıkarılması

DERNEK GENEL KURUL İLANI  

DERNEK HESAP NUMARALARIMIZ Bağışlarınız ve üyelik aidatlarınız için





Üye Girişi

Üye Girişi

Ziyaretçi Defteri

Son Yazılan Mesaj
İsmail KARHAN
TÜM KARGALI KÖYÜ SAKİNLERİNİN YENİ YILIN
Ziyaretçi Defteri - Görüşleriniz bizim için değerlidir...

Kaybettiklerimiz

Sanal Mezarlık

Okuyucu Yorumları

İstatistikler

Ziyaretçiler: 2634936

Anketler

Kimler Sitede


KDS Konsepti | COMPETAN Bilgi Teknolojileri | Profesyonel Web Projeleri - Web Tasarım - Hosting - Alan Adı Tescili - Köy Dernek Sitesi - Köy Sitesi - Dernek Sitesi -  - Köy Dernek Web Sitesi - Köy Web Sitesi - Dernek Web Sitesi - Kişisel Web Sitesi - Şirket Web Sitesi - Kişisel Site - Şirket Sitesi - Şahıs Sitesi - Şahıs Web Sitesi