EYİSİ KİM?
EYİSİ KİM…
Saygıdeğer okuyucular,
EYİSİ 1942 yılı çetin bir kış sonu mart ayında Denizli’nin Çameli ilçesi,eski adıyla (Cumayanı)nda
doğmuş,o yıllarda Hitlerin hortladığı Alman harbi yıllarında babası asker olmuş ,dört yıllık askerlik
süresince ailesiyle birlikte çocukluğu da yoksulluk içinde, şanssızlığı süregelmiştir.Böylece şanssızlık
hayatının sonuna kadar sürmüştür.
Ailesinin 4 kızdan sonra 5.çocuk olarak dünyaya geldiğinden anası babası çok sevinmiş, iyi
olacak bu çocuk diyerek adı Mehmet konsada Eyisi olarak çağrılmış bu yüzden Eyisi olarak tanınır.
Aklı erdiğinden bu yana EYİSİ adından çok etkilenmiş, hata yapmayım olumsuzluk yapmış demesinler diye kendisini daima sorumluluk altında tutmuş, istediği gibi hoyratça çocukluğunu bile yaşayamamıştır.Birazda içine kapalı görünümlü olarak tanınır.Fakat oldukça duyguludur.Sorulduğunda ne mesleği seçerdin denildiğinde ya iyi bir yazar ya da Mahsuni gibi bir ozan olmalıydım diyor.
Bu son günlerde hısım ve akrabaları, geçmişteki çok yönlü duygularını istismar etmişler, bütün hayalleri kırılmış ,çevresine ilgisiz kalmıştır.
1960 yılında 27 Mayıs öncesi nisan ayında 18 yaşında iken Akçaeniş’li 15 yaşında sevdiği bir kızla kaçarak evlenmişler.İkisi erkek üçü kız beş çocukları olmuş.İlk kızı bir yaşında iken, 1962 yılında asker olmuş, topçu çavuşu olarak askerliğini bitirmiş.Yaşamını ailesiyle birlikte köylüleri ve diğer tahtacılar gibi yarı çiftçilik yarı ormanda tahtacılık yaparak devam etmişler.
Babalarımız 1950 yılına değin göçebe hayatı olarak yaşadılar.Eyisi’ler ikinci kuşak olarak yerleşik düzende olduğu için hem ormanda hemi toprakta çalıştılar.
EYİSİ AVRUPA GÖÇMEN İŞÇİSİ
1972 yılında Fransa’da çalışan rahmetli eniştesi İsmet KATAR’ın isteğiyle Fransa’ya gitmiş, Fransa’da 1972-1986 yılları arasında 14 yıl göçmen işçi olarak çalışmış. LYON, Alp dağlarının eteğinde Fransa’nın ikinci büyük şehridir.Türkiye işçilerinin yoğun olduğu bölgedir.
Bu arada Türkiye’de 12 Eylül olmuş, yurdun üstüne kara bulutlar çökmüştür.O bulutlar yurtdışına da dağılmıştır.EYİSİ 38 yaşına kadar hiç kitap okuyamamış ilk okuduğu kitap ise Orhan Kemal’in “Dünya Evi” eseridir.Sanırdı ki kitap okumak mürekkep yalayanların işi.Zamanla okudukça demek ki herkes okumalıymış diyor.
Bu arada Anadolu edebiyatçılarını ve Gorki gibi klasikleri okudukça kendini geliştirdi.Sınıf bilincini kavradı.En çok ilgi duyduğu konu Köy Enstitüleri oldu.Bütün hayatını eğitime veren Tonguç,Hasan Ali Yücel’lere büyük saygı duyuyor.
EYİSİ Türkiye’ye izine gelirken,o koşturmacalardan çok etkilenmiş.”İZİN YOLUNDA” şiirini o zaman yazmıştır.Sohbet sırasında diğer Avrupa işçileri gibi Avrupa’da şöyle yapıyorlar böyle yapıyorlar demez. “Dünyanın her yerinde emek—sermaye aynı değişen bir şey yok, sürüp gidecek” diyor ,böyle olursak.
Avrupa’dan köyüne geldikten sonra 10 yıl gibi bir çiftçilik ve sığırcılık yaptı. 2 yetişkin kızını gelin ettikten sonra evde çalışan nüfus azalınca Antalya’ya göçtü.Maraş şehitlerinin birinin adını koyduğu, son numara oğlu Kalender, Lise ve üniversite okuyordu. Eyisi kendisi de turizmde çalışıyordu.7 yıl aralıksız çalıştı, aynı otelden SSK’dan emekli oluyordu; oldu ama… Cumayanı’nda doğumuyla başlayan şanssızlık yanıbaşındaydı.
Emekli haberini Denizli’de aldığında, kalpten ameliyat olup hastanede yatmakta olan, taburcu olmasını beklediği 45 yıllık eşini 9 gün sonra kaybedeceğini bilemezdiki…
17 temmuz 2005’te bir cumartesi günü erken sabahın üçü hastanenin tavanı üstüne yıkılıverdi.
Şimdi EYİSİ 8 yıldır Kargalı Köyü’n de köy evinde tek başına yaşıyor.Ara sıra seksenlerde amatörce yazdığı şiirleri okuyor duvarlara.
EYİSİ


GÜLEMEDİK NE YAZIKKİ,
BİR ARAYA GELEMEDİK
ÇOK AKILLIYIZ HER BİRİMİZ
HEP BU YÜZDEN AĞLADIK

(Konuk yazar bölümünde daha önce "Adı Saklı" mahlasıyla yazılan şiirler Mehmet ÇELİK (Eyisi) 'e aittir.
3394 kişi tarafından okundu